|
ATATÜRK'ÜN 19 MAYIS 1919'DA SAMSUN'A ÇIKIŞI VE
TÜRKİYE'DE MİLLİ EGEMENLİK İLKESİNİN GERÇEKLEŞMESİ
YRD. DOÇ. DR. BEHÇET KEMAL YEŞİLBURSA (*)
Millî Mücadelenin Atatürk tarafından dile gelen hikâyesinin
ilk cümlesi, "1919 senesi Mayısının 19'uncu günü Samsun'a çıktım"
ile başlar. Diğer bir deyişle, 19 Mayıs 1919 Millî Mücadelenin fiilen
başladığı tarihtir. 19 Mayıs bir başlangıçtır; fikir ve karar sahibi
Atatürk'ün hedefine varan yolda ilk adımdır. Şevket Süreyya Aydemir'e
göre, "Mustafa Kemal'in yeni hayatı, yeni âlemi, onun, 1919
Mayısının 19'uncu günü Samsun kıyısında Anadolu karasına ayak basmasıyla
başlar, yani onun zuhurunun, hem kendi kaderine, hem milletimizin
tarihine, hem çağımızın akışına, çeşitli yönlerden yön ve şekil
veren safhası o gün, orada ve Mustafa Kemal'in Samsun kıyısına ayak
basmasıyla başlamıştır."(1)
Egemenlik(Hakimiyet); egemen olma, hakimlik, üstünlük, amirlik manalarına
gelir ve hükmeden, buyuran, buyruğunu yürütebilen üstün gücü ifade
etmek için kullanılır. Egemenlik, devlet kudretinin bir vasfıdır.İç
hukukta en üstün kudreti, uluslar arası hukukta da bağımsız bir
gücü ifade eder.(2)
Millî Egemenlik ise; bir milletin kendi kaderine hakim olarak, kendi
geleceğini tayin etme gücünü elinde bulundurması demektir. Yani
bir milletin kendini idare etmesi, kendine hükümet edecek heyeti
seçmesi anlamına gelir. İç görünüşü itibarıyla demokratik rejimi,
yani egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğunu ortaya koyarken,
dış görünüşü ile de milletin özgür ve bağımsız yaşamasını, yani
dışa karşı millet birliğini ve bütünlüğünü ifade eder.(3)
Millî Egemenlik, bir kişi veya sınıfın egemenliğinden uzak olarak,
milletin kendi yönetiminde söz sahibi olması anlamına geldiğinden,
milletin genel iradesinin ortaya konulmasını sağlar ve iktidarın,
kayıtsız şartsız millete ait olmasını ifade eder. Millî Egemenlik
anlayışında millet, kendisini oluşturan fertlerden ayrı, onların
üstünde bir kişiliğe, bir iradeye sahiptir ve egemenlik bu kolektif
kişiliğe aittir. (4)
Millî Egemenlik, millet iradesini hakim kılması münasebetiyle demokrasinin
temel şartıdır. Bu sebeple, bütün demokratik rejimlerde en üstün
kuvvet ve devlet yönetimi konusunda belirleyici unsur olarak, devlete
yön verirken, aynı zamanda devlet fonksiyonlarının oluşmasını da
sağlar. (5)
Millî Egemenlik, insanlık tarihinde başlı başına kuvvet kaynağı
olan ve kuvvet doğuran fikirlerden birisi olarak, devletlerin yapısını
değiştirebilecek ve tarihin akışını etkileyebilecek kadar etkilidir.
Dolayısıyla, insanlık tarihi açısından büyük önemi sahiptir. (6)
Atatürk'e göre Millî Egemenlik, devlet ve milletin mukadderatında
amil ve hakim unsur olması gereken bir değerdir. Çünkü Millî Egemenlik,
adaletin, eşitliğin, hürriyetin dayanağı ve milletin namusu, haysiyeti,
şerefidir. Bu sebeple Atatürk, Millî Egemenlik ilkesini devletin
temel unsurlarından birisi haline getirmeye çalışmıştır. Bundan
amaç ise; siyasî, sosyal ve ekonomik yönden, yabancı etkilerden
uzak, millî iradeden oluşmuş bir toplumun meydana gelmesini sağlamaktır.
(7)
Atatürk,"Millî Hakimiyet öyle bir nurdur ki, onun karşısında
zincirler erir, taç ve tahtlar yanar, yok olur. Milletlerin esareti
üzerine kurulmuş müesseseler her tarafta yıkılmaya mahkumdurlar"
ifadesiyle, Millî Egemenlik ilkesinin gücünü ortaya koyarak, devlet
hayatındaki önemini
vurgulamıştır. (8)
Türkiye'de Millî Egemenlik ilkesinin gerçekleştirilmesi, tamamen
Atatürk'ün bu konudaki düşünce ve çalışmalarının sonucudur. Atatürk'ün
19 Mayıs 1919'da Samsun'a ayak basmasıyla birlikte, Türk tarihinde
ilk defa kişisel egemenlikten, Millî Egemenliğe geçiş süreci başlamıştır.
Atatürk, Samsun'a ayak bastığı andan itibaren, hem içe, hem de dışa
dönük olarak, dinî ve batılı fikirleri yanına almış ve bunların
senteziyle Anadolu'da tek idare, tek devlet, tek egemenlik, tek
kumandan, tek meclis ve tek millet fikirlerinden hareket ederek,
her alanda gerçek Millî Egemenlik ilkesini uygulamaya çalışmıştır.
Dolayısıyla, Türkiye'de Millî Egemenlik ilkesinin genel anlamda
ilk defa Atatürk'ün önderliğinde girişilen Millî Mücadele yıllarında
uygulandığını söylemek mümkündür. Çünkü bu dönemde, memleketin içine
düştüğü kötü durum karşısında, bazı aydınlar memleketin kurtarılması
için bir büyük devletin mandasını kabul etmekten başka çare görmezlerken,Atatürk
bunlardan çok farklı düşünmüş ve millete güveni esas alan bir hareketin
peşinde olmuştur.(9)O, memleketin içinde bulunduğu kötü durumu kastederek
Nutukta; "... Bu durum karşısında bir tek karar vardı. O da
Millî Hakimiyete dayanan, kayıtsız şartsız, bağımsız yeni bir Türk
devleti kurmak! İşte daha İstanbul'dan çıkmadan önce düşündüğümüz
ve Samsun'da Anadolu topraklarına ayak basar basmaz uygulamasına
başladığımız karar, bu karar olmuştur."(10)
Atatürk'ün Samsun'a varır varmaz, müfettişliğin kendisine yüklediği
vazifeleri yerine getirmek amacıyla hazırladığı 22 Mayıs 1919 tarihli
rapor; Ordu müfettişinin birçok noktalarda, talimatın sınırını da
aşarak, bütün memleket kaderi ile ciddi bir şekilde uğraştığını
göstermektedir. Hazırladığı bu ilk raporunda Atatürk, Samsun bölgesindeki
asayişsizliğin sebebinin Rumlardan kaynaklandığını, Türklüğün yabancı
mandasına ve kontrolüne tahammülü olmadığını, Yunanlıların İzmir'i
işgale haklarının bulunmadığını ve en önemlisi, milletin, millî
egemenlik esasını ve Türk milliyetçiliğini kabul ettiğini ve bunu
gerçekleştirmeye çalışacağını belirtmiştir. Dolayısıyla Atatürk,
milletin birlik ve beraberliği ile Millî Egemenlik ilkesini Millî
Mücadelenin temel dayanağı yapmaya kararlı olduğunun ilk işaretini
vermiştir. Millî Mücadelenin ilk ana programını teşkil eden bu rapor,
Tevfik Bıyıklıoğlu'na göre, gerçekte, bir ihtilâl programından farksızdır.
(11)
Atatürk, Samsun'un İngiliz işgalinde ve kıyıda bulunması ve civarındaki
Rum çetelerinin faaliyetlerinden ötürü karargâhının içerde daha
emin bir yere naklini gerekli görmüş ve 25 Mayıs 1919'da Havza'ya
hareket etmiştir. Atatürk için artık tarihî görev başlamış bulunuyordu.
Bundan sonra Osmanlı Devleti bir süre adeta iki elden idare edilecekti.
Çünkü Atatürk her gittiği yerde halkın arasına girerek İstanbul
Hükümeti gibi halkı sükunete değil, tersine onları harekete geçirmeye
çalışacaktı. Yine O, sadece bir komutan olmayacak valiler ve millî
teşekküllerle haberleşen,Türk milletini düştüğü kötü durumdan haberdar
eden, memleketin dertlerini dert edinen bunlara çare arayan, cemiyetler
toplayıp kararlar alan bir önder olacaktı. (12)Nitekim, 28 Mayıs
1919'da Havza'dan bütün memlekete, askerî ve mülkî amirlere, Müdafaayı
Hukuk Cemiyetlerine gönderdiği bir tamimle İzmir'in işgalini protesto
için yurdun her tarafında mitingler yapılmasını, halka felaketin
büyüklüğünün anlatılmasını ve bunu köylere kadar yaymalarını istedi.
Bunun üzerine memleketin her köşesinde İzmir'in işgaline tepki olarak
mitingler yapıldı. İstanbul'da altı miting, Anadolu'nun çeşitli
şehir ve kasabalarında toplam 96 miting tertip edildi.(13)
İstanbul mitinglerine ve Atatürk'ün Havza'daki faaliyetlerine ilk
tepki işgal makamlarının onu İstanbul'a geri çağırmaları olmuştur.
Atatürk, o güne kadar"Ordu Müfettişi" sıfatı ile bütün
kişisel ağırlığını koyarak hareket etmişti. Şimdi bu sıfatın tehlikeye
düştüğünü görüyordu. Bu nedenle başlattığı eylemi kişisel olmaktan
çıkarıp halka mal etmekte acele etmek gerekiyordu. Harbiye Nezaretine
oyalayıcı bir cevap vererek 12 Haziran 1919'da Amasya'ya gitti.
Ali Fuat Paşa (Cebesoy), Refet Bey(Bele) ve Rauf Bey'in (Orbay)
katkılarıyla 14 Haziran 1919'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti
bünyesinde, Mustafa Kemal tarafından önceden hazırlanmış metnin
üzerindeki çalışmalar tamamlanarak Millî Mücadele tarihimize Amasya
Tamimi olarak geçen ilk önemli belge kabul edildi. Tamim, Konya'da
bulunan 2.Ordu Müfettişi Cemal Paşa (Küçük, ya da Mersinli Cemal
Paşa)ile Erzurum'da 15.Kolordu Komutanı Kâzım Karabekir Paşa'nın
da onaylamasından sonra 21/22 Haziran 1919'da tüm ilgililere duyuruldu.
(14)
Amasya Tamimi'nde dikkati çeken noktalar özellikle şunlardır."Yurdun
bütünlüğü, milletin istiklâli tehlikededir" denilmekle, tehlike
çanı çalmakta, alarm işareti verilmektedir. Tamimin ikinci maddesi
birinciyi tamamlamakta İstanbul Hükümetinin aczi ortaya konularak,
bu durumun milletimizi yok olarak tanıttırdığı açıklanmaktadır.
Tamimde yer alan önemli bir hüküm de, "Milletin istiklâlini
yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır" parolasıdır. Millî
Egemenliğe ve millî bağımsızlığa yer veren bu ilke, daha sonraki
tarihî gelişmelerle Türk İnkılâbının bir temel dayanağı olacaktır.
Tamim, bölgesel değil, bütün ülkeyi içine alacak bir kuruluşu öngörmekte
ve bu amaçla bir kongrenin toplanması gereğini belirtmektedir(15).
Amasya Tamimi, Millî Egemenliğe dayalı yeni bir Türk devletinin
kurulması yolunda atılan ilk adımdır. Türk milletine bu çağrının
gerekçesini ve uygulanacak plânı açıklamaktadır. Artık yüzyıllardır
Türk milletinin kaderine hükmetmiş olan Padişah iradesine karşı
ayaklanma başlamıştır. Nitekim Tamimle birlikte İstanbul'a gönderilen
mektuplarda, artık İstanbul'un Anadolu'ya egemen değil, bağımlı
olmak zorunda olduğu belirtilmiştir. Ordunun Amasya'da alınan kararların
uygulanması ile görevlendirilmesi artık ordunun da ihtilâlin içinde
yer aldığını göstermesi bakımından önemlidir.(16)
Tamim, millet gerçeğine dayanarak alt üst olan düzenin yerine yeni
bir düzeni öngörmektedir."İstiklâl", bu yeni düzenin parolası,
millî iradeye dayanan"Millî Hakimiyet" ilkesi de gücüdür.(17)
Amasya Tamimi'nin bir diğer önemi de,Türk Milliyetçiliği akımının,
inkılâbın bir temel prensibi olarak değerlendirilmiş olmasıdır.
Milliyetçilik Amasya Tamimi'nden itibaren millî mücadelenin esası,
özü, temel yapısı olmuş, milleti harekete getiren, ona millî şuur
ve vicdanının sesini duyuran, politik tutumun hedeflerini gösteren
prensip olmuştur.(18)
Kısaca, Amasya Tamimi,Türk İnkılâp Tarihinde, hukukî ve siyasî önemi
ile yeni Türk devletinin kuruluşunu hazırlayan bir temel vesika
olması bakımından özel bir değer ifade eder.
Devletin kaderinde, milletin söz sahibi olması anlamını taşıyan
Millî Egemenlik ilkesinin, Millî Mücadele dönemi boyunca ve daha
sonra da üzerinde durulacak en önemli hususlardan birisi olduğu,
Anadolu'nun çeşitli şehirlerinde kongreler düzenlenerek, halkın
istek ve düşüncelerinin belirlenmeye çalışılmasından da açıkça anlaşılıyordu.
Zaten sadece bu kongrelerin toplanması bile, millet egemenliğinin
gerçekleştirilmesi yolunda atılmış önemli bir adımdı. Çünkü kongrelerde
alınacak olan kararlar, milletin temsilcilerinin görüşleri doğrultusunda
ortaya çıkacaktı. Bu da milletin girişilecek olan mücadelede söz
sahibi yapılması demekti.(19)
Bu çerçevede, 23 Temmuz-7 Ağustos 1919 tarihleri arasında yapılan
Erzurum Kongresinde alınan kararlar arasında; "Kuva-yı Milliyeyi
âmil ve İdare-i Milliyeyi hakim kılmak esastır" ibaresinin
bulunması, bütün bu çalışmaların Türkiye'de Millî Egemenliği gerçekleştirmek
esasına dayandığı açıktır. Yine 4-11 Eylül 1919 tarihleri arasında
yapılan Sivas Kongresinin sonunda yayınlanan beyannamede de; "İstiklâlimizin
temini için Kuva-yı Milliyeyi âmil ve Millî İradeyi hakim kılmak
esastır" denilerek,Erzurum Kongresinde bu konuda alınan kararın
aynen tekrarlanması, şüphesiz Atatürk'ün bu konudaki kararlılığının
bir göstergesi olmuştur. Bu çerçevede,Atatürk'ün Sivas'ta çıkarttığı
gazetenin adının İrade-i Milliye ve Ankara'da çıkarttığı gazetenin
adının da, Hakimiyet-i Milliye olması tesadüf değildir.(20)
Türkiye'de Millî Egemenlik konusunda atılmış önemli adımlardan birisi
de Son Osmanlı Mebusan Meclisinde 28 Ocak 1920'de kabul edilen Misak-ı
Millî kararlarıdır. Misak-ı Millî ile her şeyden önce millî ve bölünmez
bir Türk ülkesinin sınırları çizilmekle birlikte Türkler, tam bağımsızlık
şuuruna erişmişler ve millet olarak asgari haklarını istemişlerdir.
Bu Misak (Ant), Erzurum ve Sivas Kongreleri kararlarındaki millî
kurtuluş programını, millî hudutlarımızı daha geniş ve belirli kılarak
tam bir hukuk ve siyaset anlayışı esaslarına oturtmuştur.(21)
Misak-ı Millî'nin kabulünden sonra İngilizler 16 Mart 1920'de İstanbul'u
işgal ederek,Son Osmanlı Mebusan Meclisini de dağıtmışlardır. İstanbul'un
işgaliyle birlikte Osmanlı Devleti'nin tamamen etkisiz kaldığını
ve milletin içinde bulunduğu kötü duruma bir çare bulmasının artık
mümkün olmadığını gören Atatürk, milletin kurtuluşunu yine milletin
kendisinin sağlayacağı düşüncesiyle ve Millî Egemenlik ilkesinin
tam anlamıyla gerçekleştirilmesini sağlamak amacıyla, 19 Mart 1920'de
bütün valilere, mutasarrıflıklara ve komutanlıklara bir genelge
göndererek, Ankara'da "olağanüstü yetkilere sahip" yeni
bir meclisin toplanmasını istedi.Bu genelgede yer alan hükümlere
uygun olarak yapılan seçimler sonucunda belirlenen milletvekillerinin
yanında, İstanbul'dan Ankara'ya gelmeyi başaran milletvekillerinin
de katılmasıyla, yeni meclis 23 Nisan 1920'de Ankara'da açıldı.(22)
Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılmasıyla,Türkiye'de Millî Egemenlik
ilkesi resmen ve de fiilen gerçekleştirilmiştir. Böylece millet
kendi geleceğini kendisi belirleme imkânına kavuşmuştur. Bunda da
en büyük pay, hiç şüphesiz Atatürk'e aittir.
Atatürk, T.B.M.M.'ni açarak en büyük ideallerinden birisi olan,Türkiye'de
Millî Egemenlik ilkesini devletin temel unsurlarından birisi haline
getirirken, "Hakimiyet Kayıtsız Şartsız Milletindir" ifadesiyle
de, hükümranlık hakkını ve otoritesini sadece T.B.M.M.'ne vermiştir.O,
böylece bu konuda milleti tam yetkili kılarken, aynı zamanda diktatörlüğe
karşı da bütün kapıları kapatmıştır.(23)
Atatürk,Meclisin,Millî Egemenlik ilkesi gereği, milletin kaderine
nasıl hakim olması gerektiğini de, yine mecliste yaptığı bir konuşmada
şu sözlerle ifade etmiştir;"Millet mukadderatını doğrudan doğruya
eline aldı ve millî saltanat ve hakimiyetini bir şahısta değil,
bütün fertleri tarafından seçilmiş vekillerden oluşan bir Meclis-i
Ali'de temsil etti. İşte o meclis, Meclis-i Alinizdir;Türkiye Büyük
Millet Meclisidir. Milletin saltanat ve hakimiyet makamı yalnız
ve ancak Türkiye Büyük Millet Meclisidir." (24)
19Mayıs 1919'da Atatürk'ün Samsun'a çıkmasıyla başlayan Türkiye'de
Millî Egemenlik ilkesini gerçekleştirme çalışmaları, 23 Nisan 1920'de
Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılmasıyla fiilen gerçekleşmiş
ve "Hakimiyet Kayıtsız Şartsız Milletindir" ifadesinin
20Ocak 1921'de kabul edilen ilk Anayasada yer almasıyla da hukukî
anlamda güvence altına alınmıştır. Böylece Türkiye'de Millî Egemenlik
ilkesinin gerçekleşme evreleri de tamamlanmıştır.
(*) Gazi Üniversitesi,Kastamonu Eğitim Fakültesi,
Öğretim Üyesi.
BİBLİYOGRAFYA
1. AKGÜN,Seçil; "Atatürk, Konya ve Millî Egemenlik", Millî
Egemenlik 1991, Sempozyum ve Panellerde Sunulan Bildiriler, TBMM
Kültür,Sanat ve Yayın Kurulu Yayınları, Ankara, 1991.
2.ATATÜRK, Nutuk,C.I, Bugünkü Dille Yayına Hazırlayan Zeynep Korkmaz,Ankara,
1984.
3.ATATÜRKÇÜLÜK(1.Kitap), Atatürk'ün Görüş ve Direktifleri, İstanbul,
1988.
4. ATEŞ, Sami; Millî Hakimiyet Prensibinin Tarihi Gelişimi ve Türk
İnkılâbındaki Yeri, Kemalist Atılım Birliği Yayınları, Ankara, 1991.
5. AYDEMİR, Şevket Süreyya; Tek Adam,Mustafa Kemal, C.I, (1881-1919),
İstanbul, 1963.
6.BIYIKLIO?LU,Tevfik; Atatürk Anadolu'da, (1919-1921),Ankara, 1959.
7. DEMİRCİ, Sevtap; "Atatürk'te Egemenlik Anlayışı ve Gençlik",
Millî Egemenlik Fikrinin Tanımı, Unsurları ve Gelişimi (Panel),Dicle
Üniversitesi, Diyarbakır 6 Mayıs 1986, TBMM Kültür,Sanat ve Yayın
Kurulu Yayınları, Ankara, 1986.
8. DEVELİO?LU, Ferit; Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lügat, 7. Baskı,
Aydın Kitabevi, Ankara, 2986.
9.DÖNMEZ,Cengiz; "Atatürk ve Türkiye'de Millî Egemenlik Prensiplerinin
Gerçekleştirilmesi", Cumhuriyet'in Kuruluşunun 75. Yıl Armağanı,Gazi
Üniversitesi,Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Araştırma ve Uygulama
Merkezi Yayını,Ankara, 1998.
10. ERO?LU, Hamza; Atatürk ve Millî Egemenlik, Atatürk Kültür,Dil
ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları,Ankara,
1987.
11. ERO?LU, Hamza; Türk İnkılâp Tarihi,MEB Basımevi,İstanbul, 1982.
12.FEYZİO?LU, Turhan; Türk Millî Mücadelesinin ve Atatürkçülüğün
Temel İlkelerinden Biri Olarak Millet Egemenliği, Atatürk Kültür,
Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları,
Ankara, 1988.
13.KARAOSMANO?LU, Yakup Kadri; "Atatürk ve Devlet Kuruculuğu",
Atatürkçü Düşünce, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk
Araştırma Merkezi Yayını, Ankara, 1982.
14. KODAMAN,Bayram; "Millî Hakimiyet Fikrinin Gelişmesi",
Millî Egemenlik Kavramının Fikri Gelişmesi, (Panel), 19 Mayıs Üniversitesi,Samsun
22 Nisan 1986, TBMM Kültür,Sanat ve Yayın Kurulu Yayınları, Ankara,
1986.
15.KÖNİ, Hasan; "Millî Egemenlik Kavramının Batıda ve Türkiye'de
Gelişimi", Millî Egemenlik Kavramının Fikri Gelişmesi, (Panel),
19 Mayıs Üniversitesi, Samsun 22 Nisan 1986,TBMM Kültür,Sanat ve
Yayın Kurulu Yayınları,Ankara, 1986.
16. ÖNSOY,Rıfat; "Türklerde Millî Egemenlik ve Atatürk",Atatürk
ve Millî Egemenlik Paneli (Bildiriler), M. Kemal Üniversitesi Yayınları,
Antakya, 1994.
17. ÖZTÜRK,Kazım; Atatürk'ün TBMMAçık ve Gizli Oturumlarındaki Konuşmaları,
C.II,Kültür Bakanlığı Yayınları,Ankara, 1990.
18. ŞAHİNGÖZ,Mehmet; İzmir,İstanbul ve Maraş'ın İşgaline Tepkiler,Doktora
Tezi,(A.Ü. T.İ.T.E.), Ankara, 1986.
19.TANSEL, Selahattin; Mondrostan Mudanyaya Kadar, C.II, Ankara,
1973.
20. TURAN,Refik ve diğerleri; Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi,Ankara,
1994.
21.YILMAZ,Mustafa ve diğerleri; Atatürk ve Türkiye Cumhuriyeti Tarihi,
Ankara, 1998.
(1)Şevket Süreyya Aydemir,Tek Adam, Mustafa Kemal,C.I, (1881-1919),
İstanbul, s.390.
(2)Ferit Develioğlu, Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lügat, 7.Baskı,
Aydın Kitabevi,Ankara, 1986, s.375. Hamza Eroğlu,Atatürk ve Millî
Egemenlik,Atatürk Kültür,Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Araştırma
Merkezi Yayınları, Ankara, 1987, s.2.
(3)Hamza Eroğlu, Türk İnkılâp Tarihi, MEB Basımevi, İstanbul, 1982,
s.444.H.Eroğlu, Atatürk ve ..., a.g.e., s.5.
(4)Cengiz Dönmez,"Atatürk ve Türkiye'de Millî Egemenlik Prensiplerinin
Gerçekleştirilmesi",Cumhuriyet'in Kuruluşunun 75. Yıl Armağanı,Gazi
Üniversitesi, Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Araştırma ve Uygulama
Merkezi Yayını, Ankara, 1998, s.64-65.
(5)Sami Ateş,Millî Hakimiyet Prensibinin Tarihî Gelişimi ve Türk
İnkılâbındaki Yeri,KemalistAtılımBirliği Yayınları,Ankara, 1991,
s.27.
(6)Turhan Feyzioğlu, Türk Millî Mücadelesinin ve Atatürkçülüğün
Temel İlkelerinden Biri Olarak Millet Egemenliği, Atatürk Kültür,Dil
ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları,Ankara,
1988, s.1.
(7)Sevtap Demirci,Atatürk'te Egemenlik Anlayışı ve Gençlik, Millî
Egemenlik Fikrinin Tanımı,Unsurları ve Gelişimi (Panel), Dicle Üniversitesi,Diyarbakır
6 Mayıs 1986, TBMM Kültür, Sanat ve Yayın Kurulu Yayınları, Ankara,
1986, s.34. Atatürkçülük(1.Kitap), Atatürk'ün Görüş ve Direktifleri,
İstanbul, 1988, s.4-21.
(8)Atatürkçülük (1. Kitap), a.g.e., s.17.
(9)C.Dönmez. a.g.m., s.67.
(10)Atatürk,Nutuk, C.I, Bugünkü Dille Yayına Hazırlayan Zeynep Korkmaz,Ankara,
1984, s.9.
(11)H.Eroğlu, Türk ..., a.g.e., s.174-175. Tevfik Bıyıklıoğlu, Atatürk
Anadolu'da, (1919-1921), Ankara, 1959, s.30. Atatürk 16 Mayıs 1919'da
9. Ordu Müfettişliği görevine atanmıştır.
(12)Selahattin Tansel, Mondrostan Mudanyaya Kadar, C.II,Ankara,
1973, s.241.
(13)Bu konuda geniş bilgi için bkz. Mehmet Şahingöz, İzmir, İstanbul
ve Maraş'ın İşgaline Tepkiler,Doktora Tezi,(A.Ü.T.İ.T.E.), Ankara,
1986, s.58-271.
(14)Mustafa Yılmaz ve diğerleri,Atatürk ve Türkiye Cumhuriyeti Tarihi,Ankara,
1998, s.92.
(15)H.Eroğlu,Türk..., a.g.e., s.178-179.
(16)M.Yılmaz, a.g.e., s.93-94.
(17)Refik Turan ve diğerleri, Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi,Ankara,
1994, s.114.
(18)H.Eroğlu, Türk..., a.g.e., s.183.
(19)C.Dönmez, a.g.m., s.68.
(20) C.Dönmez, a.g.m., s.68-69. H.Eroğlu, Türk ..., a.g.e., s.188-191.
(21)R.Turan, a.g.e., s.130-131. H.Eroğlu, Türk..., a.g.e., s.200-201.
(22)R.Turan, a.g.e., s.136-137.
(23)Yakup Kadri Karaosmanoğlu,Atatürk ve Devlet Kuruculuğu, Atatürkçü
Düşünce,Atatürk Kültür,Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Araştırma
Merkezi Yayını, Ankara, 1982, s.473.
(24)Kazım Öztürk, Atatürk'ün TBMM Açık ve Gizli Oturumlarındaki
Konuşmaları, C.II,Kültür Bakanlığı Yayınları,Ankara, 1990, s.907-908.
|