Şiirlerle
BAYRAĞIM
Atalarım, gökten yere
İndirmişler ay yıldızı,
Bir buluta sarmışlar ki
Rengi şafaktan kırmızı
Onun ateş kırmızısı
Ne gelincik, ne de gülden.
Türk oğlunun öz kanıdır
Ona bu al rengi veren.
Ay yıldızı, gökyüzünün
Ayla yıldızdan yüksek
Türk'ün alın yazısıdır;
Türk'tür onu yükseltecek.
Vazifemdir bayrağımı
Üstün tutmak her bayraktan.
Can veririm, kan dökerim
Vazgeçemem ben bu haktan.
Hasan Âli YÜCEL
BAYRAK
Ey, mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,
Kızkardeşimin gelinliği,şehidimin son örtüsü!
Işık ışık, dalga dalga bayrağım,
Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.
Sana benim gözümle bakmayanın mezarını kazacağım.
Seni selamlamadan uçan kuşun yuvasını bozacağım.
Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder...
Gölgende bana da, bana da yer ver!
Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar.
Yurda ay yıldızın ışığı yeter.
Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün.
Kızıllığında ısındık,
Dağlardan çöllere düşürdüğü gün.
Gölgene sığındık.
Ey, şimdi süzgün, rüzgarlarda dalgalan;
Barışın güvercini, savaşın kartalı...
Yüksek yerlerde açan çiçeğim;
Senin altında doğdum,
Senin dibinde öleceğim.
Arif Nihat ASYA
YENİ DEVLETİN ULUSAL MARŞI
Yirmi Üç Nisan günü
Yeni meclis açıldı
Egemenlik hakları
Tüm ulusa verildi.
Ay yıldızlı Bayrağım
Göklerin süsü oldu
Tüm yolumuz aydınlık
Bahtımız açık oldu
Yeni Türk Devletinin
İstiklâl Marşı yoktu
Marş yazacak olaylar
Bu ulusta pek çoktu
Eğitim bakanımız
Sayın Hamdullah Suphi
Ulusun özlediği
Yarattı ortak ruhu
Marş güzel olsun diye
Yarışma düzenlendi
Seçilen tüm şiirler
Dikkatle incelendi
Ödüllü bir yarışa
Âkif katılmamıştı
Böyle kutsal bir işten
Para istememişti
Kurulan komisyona
Yüzlerce şiir geldi
Bunların içeriği
Bekleneni vermedi
Bunun için Âkif'ten
Marş yazması istendi
Bu ulusun ruhunu
O da iyi bilendi
Türk'ün inanç gücünü
Bu marş getirdi dile
Ölümü yendi Âkif
İstiklâl Marşı ile
Meclisin kürsüsünden
Tam üç defa okundu
Bütün vekillerimiz
Kalktı ayakta durdu
O günkü bakanımız
Hamdullah Suphi idi
Marşımızı okurken
Ne de görkemli idi
Gür sesiyle okudu
İstiklâl Marşımızı
Dik tutmaya başladık
O günden başımızı
Bin dokuz yüz yirmi bir
Mart ayının birinde
Alkışlar kopuyordu
Ulusun Maclisinde
Marşımızı dinlerken
Tüm ruhlar doldu taştı
Âkif'le Tanrıöver
Saygınlığa ulaştı
Yüce Büyük sanatçı
Mehmet Âkif Ersoy'la
Türklük ayağa kalktı
Yazdığı kutsal marşla
Bayrağım al bayrağım
Türk dünyası bayrağım
Önünde boyun büktü
Dost ve düşman bayrağım
Bizlere güneş oldun
Aydınlandı dünyamız
Helal olsun hep sana
Dökülen kanlarımız!
Kemal KAHRAMANOĞLU
BÖYLE BİR GÜNDE
Bu marş çalınınca yüreklere,
Bir zaptedilmez heyecan gelir.
Hatıra zaferler, yiğitlikler,
Kaybolan binlerce insan gelir.
Gökler yarıldı uçaklardan;
Yollara döküldü kız-kızan.
Böyle bir günde yaşamamışsan,
Vatan sevgisi yalan gelir.
Kadrini bilirsen hürriyetin,
Yediğin, içtiğin nimetin;
Bir parçası isen bu milletin,
Bir gün gösterecek zaman gelir.
Almak için elinden hakkını,
Başlar kudurmuşların akını.
Öldürürler çocuğu, kadını;
Dünya gözüne zindan gelir.
Kabarır kabarır taşar hırsın,
Aslanlaşırsın, kartlaşırsın,
Karşına kim çıksa savaşırsın;
Aklına ne cihan, ne can gelir.
Mehmet ÇINARLI
İSTİKLÂL MARŞI'NI DİNLERKEN
Borazanbaşı, borazanbaşı,
Akşamları batan güne karşı
Alışılmış bir ibadet gibi
Çaldığınız o İstiklâl Marşı
Yıllardır her kulakta yer etmiş
Gür nağmeleriyle tutarken arşı,
Az rastlanır bir huşu içinde
Ayakta dinleriz bütün çarşı.
Hayal gibi, vehim gibi bir şey
Sanki memleketin dağı taşı
En sadık bekçisi tarihimin
Kesilir ansızın naşı.
Bu meçhul askerlere mahşeriyle
Hatırlatır o yaman savaşı.
Yanık türkülerinden biliriz
Yemen çölünü, Sarıkamış'ı.
Kurduna, kuşuna sor söylesin,
Neydi Türk'ün o günü, telâşı.
Karalar giymişti Anadolu,
Kan bir yandan, bir yandan gözyaşı…
Sürmedi çok şükür o kıyamet,
Gecenin birinde fecre karşı
Güneşten evvel doğdu ufukta
Mustafa Kemal'in altın başı.
Cahit Sıtkı TARANCI
Bayrak
Şehit kanıyla büyür; bayrağımın direği
O'na ağaç gözüyle bakmak büyük noksandır! ..
Şal'ındaki her ilmek; bir cihangir yüreği
Dalgalanışı bile; anlatılmaz destandır! ..
Hilal'i haçlılarla; asırlarca savaşan
Kahraman ecdadımın taşıdığı nişandır! ..
Yıldız'ı Kosava'yı; hayranlıkla seyreden
Gökyüzünün ceddime, arzettiği şükrandır! ..
Rengi on altı devlet; kuran yüce neslimin
Zaferleri uğrunda, sebil ettiği kandır! ..
Ey! gaziler, şehitler; Al Bayrağın yoluna
Sizler gibi bizimde, canlarımız kurbandır.
Hayati Vasfi TAŞYÜREK
BİR BAYRAK RÜZGAR BEKLİYOR
Şehitler tepesi boş değil,
Biri var bekliyor...
Ve bir göğüs nefes almak için
Rüzgar bekliyor.
Türbesi yakışmış bu kutlu tepeye
Yattığı toprak belli,
Tuttuğu bayrak belli,
Kim demiş meçhul asker diye?
Destanını yapmış,kasideye kanmış...
Bir el ki ahretten uzanmış.
Edeple gelip birer, birer
Öpsün diye faniler.
Öpelim temizse dudaklarımız...
Fakat basmasın toprağına
Temiz değilse ayaklarımız.
Rüzgarını kesmesin gövdeler...
Sesinden yüksek çıkmasın
Nutuklar, kasideler!
Geri gitsin alkışlar geri...
Geri gitsin ellerin
Yapma çiçekleri!
Ona oğullardan , analardan
Dilekler yeter...
Yazın sarı kışın beyaz
Çiçekler yeter.
Söyledi söyleyenler demin...
Gel süngülü yiğit alkışlasınlar.
Şimdi sen söyle, söz senin!
Şehitler tepesi boş değil.
Toprağını kahramanlar bekliyor...
Ve bir bayrak dalgalanmak için
Rüzgar bekliyor.
Destanı öksüz, sükutu derin
Meçhul Askerin
Türbesi yakışmış bu kutlu tepeye;
Yattığı toprak belli,
Tuttuğu bayrak belli,
Kim demiş Meçhul Asker diye.
Arif Nihat ASYA